HAZİRAN |
|
Detaylı bilgi için günlerin üzerlerini tıklayın. |
|
5 Haziran |
|
Haziran Ayının 2. Haftası |
|
Haziran Ayının 3. Pazar Günü |
|
Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı İle Mücadele Günü |
26 Haziran |
İnsanların sürekli yaşadıkları yere çevre denir. Dağlar, ovalar, çayırlar, ormanlar, göller, denizler, ırmaklar, doğal çevreyi oluşturur.
Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı. Her yıl Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak değerlendirilir.
Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında Türkiye Çevre Sorunları Vakfı, daha sonra Çevre Müsteşarlığı kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı 5-11 Haziran tarihleri arasını Çevre Koruma Haftası olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gereği öğretilir. Hafta boyunca radyo ve televizyonda halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır. Gazete ve dergilerde doğal çevrenin korunmasına ilişkin yazılara yer verilir.
Doğal çevrenin kirlenmesi bütün ülkelerin ortak sorunudur. Çevre kirlenmesi hepimizin günlük yaşayışını etkileyen bir olaydır. Uygarlığın gelişmesi, endüstrileşme sonucu fabrikalarda insan gücüne gereksinme arttı. Kırlarda, köylerde, doğal çevrede yaşayan insanlar kentlere göçtü. Kent nüfusu önemli ölçüde çoğaldı. Kentlerde nüfusun artışı ve endüstrileşme ile birlikte çevre sorunları ortaya çıktı. Bu sorunun en önemlisi çevre kirlenmesidir.
Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir.
Su kirlenmesi ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur. Kirli sularda avlanan balık ve öteki deniz ürünlerini yemeyelim. Böyle sularda yüzmeyelim.
Hava kirliliği daha çok yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu ortaya çıkar. Kirli hava solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olur.
Toprak kirlenmesi; çeşitli ilaç ve gübrelerle toprağın tarıma elverişsiz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübre çeşidini ziraat mühendislerine, teknisyenlerine sormalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalı. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır.
Bugün pek çok ilimiz çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Örneğin Ankara'da hava, İstanbul'da su. Mersin ve Adana'da toprak kirlenmesi birer çevre sorunudur.
Doğal Çevrenin Korunmasi İçin Alınacak Önlemler
Doğal çevrenin korunmasıyla ilgili alınabilecek belli başlı önlemler şunlardır:
Akar ve durgun sular, insan ve hayvan artıkları ile kirletilmemeli,
Biriken çöpler hemen kaldırılmalı,
Zararlı hayvanların, böceklerin özellikle, karasinek ve sivrisineklerin üreyip çoğalmaları engellenmeli,
Kanalizasyon borularındaki patlamalar hemen ilgililere bildirilmeli.
Yakıtların tam yakılması sağlanmalıdır. Böylece hem enerji kaybı, hem de hava kirliliği önlenmiş olur.
Doğal çevrenin kirletilmesi yasalarımıza göre suçtur. Bu suçu işleyenlere para ve hapis cezaları verilir.
Doğal çevre bizim çevremizdir. Biz doğayı korudukça doğa da bizleri korur. Havaya, suya, toprağa karışan kimyasal artıklar doğayı etkiliyor. Bu artıkların çoğalması insan sağlığını bozuyor. Kısaca çevre sorunları, sağlımızla yakından ilgili bir konudur.
Bulunduğumuz yeri kirletmeyelim. Doğal çevrenin güzelliklerini korumak hepimizin görevidir. Bu konuda girişilen çalışma ve çabalara katılalım. Soluduğumuz havanın, içtiğimiz ve kullandığımız suların, bulunduğumuz yerin temiz olmasını istiyorsak çevre kirlenmesine engel olalım. Sağlımıza uygun bir çevrede yaşamak için doğal çevremizi koruyalım.
(Haziran ayının 2. haftası)
"Çevre", insanların sürekli yaşadıkları yere denir. Denizler, dağlar, ovalar, nehirler, göller, yaylalar, ormanlar, çayırlar doğal çevreyi oluşturur. Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı. Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında"Türkiye Çevre Sorunları Vakfı", daha sonra "Çevre Müsteşarlığı" kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı Haziran ayının ikinci haftasını "Çevre Koruma Haftası" olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gerekliliği anlatılır, çevre bilinci aşılanır. Okul çevresindeki yerlere geziler düzenlenir, panolar hazırlanır. Hafta boyunca kitle iletişim araçları aracılığı ile halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır.
Çevrenin kirlenmesi, ülkede yaşayan herkesin ortak sorunudur. Çünkü çevre kirliği, içindeki yaşantıyı olumsuz etkiler, insanların ve diğer canlıların zarar görmesini sağlar. Son yıllarda büyük sanayi hamleleri ile dev fabrikalar kurulmuş, bu fabrikalardan gerektiği gibi çalışmayan ve sorumluluklarını yerine getirmeyenler, çevre kirliliğine neden olmuşlar, çevreye büyük zarar vermişler ve vermeye devam etmektedirler.
Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir.
Su kirlenmesi: Denizlerin, göllerin ve nehirlerin, zararlı atıklarla kirletilmesi ile ortaya çıkar. Bu zararlı atıkları sulara sanayi kuruluşları bırakabildiği gibi, bilinçsiz insanlar da bunu yapabilir. Örneğin denize atılan bir plastik pet şişe yüzyıllarca kaybolmaz ve kirliliğe neden olur. Kirlilik ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur, toplu ölümler meydana gelir, bu sulardan avlanan deniz hayvanlarının yenmesi insanlara zarar verir, insanlar denize giremez ve yüzemez.
Hava kirliliği: Günümüzde hava kirliliğinin büyük bölümünü taşıtların egzozlarından çıkan gazlar oluşturur. Yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu da kirlilik ortaya çıkar. Bacalarına filtreleme sistemi yapmayan fabrikalar da kirliliğe yol açar. Kirli hava, solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olabilir.
Toprak kirlenmesi: Atıklarla, zararlı ilaç ve gübrelerle toprağın çoraklaşması, tarıma elverişsiz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübreleri, uzmanlarına sorarak bilinçli olarak kullanmalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalıdır. Toprağa zararlı atık maddeleri atılmamalıdır. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır, tarım alanlarının azaltır ve ülkenin fakirleşmesini sağlar.
Çevre Koruma Tedbirleri
Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Gününün de bir geçmişi var. Bazı tarihçiler, Babalar Gününün Antik Roma da bile kutlandığını belirtiyor. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Gününün Batı Virginia da ortaya çıktığını savunuyor. Batı Virginia da yaşayan John Dowdy nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor. Diğer araştırmacılar ise 1910 yılında Washington daki John Bruce Dodd un 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyor. Dodd, anneler günü kutlanırken babalar gününün olmayışını büyük bir haksızlık olarak nitelendirmiş. Hemen babasının doğum günü olan 5 Haziran ın babalar günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış. Ama bu çalışmalar bir sonraki yılın 19 Mayıs ına kadar sürmüş.
Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910 da Washington ın Spokane şehrinde kutlanmış. Daha sonra diğer eyaletlere yayılmış. Ancak Babalar Günü resmi olarak 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge in desteğiyle kutlandı. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımladı.
Babalar Günü İli İlgili Güzel Sözler
* Baba sevgisini koru. O sevgiyi kesip atarsan, Tanrı da senin mutluluk ışığını söndürür. "Hz.Muhammed"
* Babanın erdemleri çocuklarının servetidir.
* Babanın mirasını mı istiyorsun? Bilgisini öğren. Onun parasını hemen harcayabilirsin.
* Babanın rolü, yüz öğretmeninkine bedeldir.
* Bana yaptığın dünyadaki en büyük iyilik bana dünyanın en iyi örneği olmandır.
* BIR BABA, KENDI MUTLULUGUNDAN COK, COCUKLARININ MUTLULUGU ILE MUTLU OLUR.
* Bir adam yaşlandığını anlar, çünkü babasına benzemeye başlar. "Gabriel Garcia Marquez"
Uyuşturucular; bugünümüzü yarınımızı karartan, sizi kendi benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan bir felakettir.
ULUSLARARASI UYUŞTURUCU KULLANIMI VE KAÇAKÇILIĞI İLE MÜCADELE GÜNÜ Madde kullanımı ve bağımlılığı, ortaya çıkardığı sonuçlar nedeniyle sadece kullanan kişiyi etkilemekle kalmayıp, başta yakın çevresi olmak üzere toplumun bütün kesimlerine yansıyarak önemli bir sağlık sorunu haline gelmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü, madde kullanımı ve bağımlılığının dünya çapında bir tehlike olduğunu vurgulamakta ve önlemler almaya yönelik gelişmeleri desteklemektedir.
Dünyada uyuşturucu kullanma alışkanlığında artış olması ve bunun insanlık için büyük bir tehdit oluşturduğu gerçeğinden hareket eden Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1987 yılında aldığı bir kararla, uyuşturucusuz temiz bir toplum hedefine ulaşma ve uluslararası alanda eylem ve işbirliğini güçlendirme konusundaki kararlığını vurgulamak amacıyla, 26 Haziran tarihini "Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü" olarak belirlemiştir. Tüm ülkelerde 26 Haziran tarihinde çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.
Teknik olarak uyuşturucular, insanların duyuş, düşünüş ve davranış şekillerini olumsuz yönde etkileyen ve değiştiren kimyasal maddelerdir. Uyuşturucular vücuda farklı şekillerde alınabilmektedir. Örneğin sigara gibi içilebilir, burundan çekilebilir, şırıngayla enjekte edilebilir, hap olarak alınabilir ya da içeceklere karıştırılabilirler. İnsanların uyuşturucuları kullanmalarının çok sayıda nedenleri vardır. Bunlardan bazıları, merak, özenti, daha uzun süre uyanık kalma isteği, insanların problemlerinden kaçmak ve kendilerini daha iyi hissetmek istemeleri gibi nedenlerdir. Uyuşturucu kullanıcıları çok farklı yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik düzeyden gelmektedir. Erkek-kadın, genç-yaşlı, zengin-fakir, çalışan-işsiz, şehirli ya da kırsal bölgeden gelen olsun fark etmez, uyuşturucu kullanımı herkesi etkilemektedir.
Uyuşturucular; bugünümüzü yarınımızı karartan, sizi kendi benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan bir felakettir.
Oysa vatanımızın, milletimizin ve ailelerinizin akıl ve mantığıyla hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere ihtiyacı vardır.
Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi bunalıma ve cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise bedeni varlığımızın yok olmasına kadar gidebilir.
Merak ve özentiyle başlayan sigara içme daha sonra gelen alkol alışkanlığı ve bir üst derecesi olan bağımlılığı bataklığa düşmenin habercisidir. İnsanı insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamanın alkolle birlikte cinsel sapıklığı, fuhşu, uyuşturucu bağımlılığını, frengi ve çağımızın en korkunç hastalıklarından olan AIDS’i getireceği kuvvetle muhtemeldir.
Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki değerler gözaltı edilir. Ahlakın göz ardı edildiği ortamlarda bütün değer hükümleri tersine dönmüş, maddi ve manevi dengeler bozulmuş, sorumluluklar yitirilmiştir. Siz bu ortamda ancak, uyuşturucu tacirlerin kazanç kapısı olursunuz.
Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre; AIDS ile uyuşturucu ortamlarının ve uyuşturucu kullanımı arasında doğrudan veya dolaylı bir ilişki mevcuttur.
Siz gençlerin kullanıma sunulan, cazip gösterilen uyuşturucu maddeler; AIDS’e çeşitli hastalıklara, genç yaşta ölümlere sebep olmaktadır.
Doğru, dürüst ve çalışkan olmaya çalışın.
Kendinize bir hedef belirleyin.
Enerjinizi o hedefe varmak için kullanın.
Herkesin bir zayıfı ve zayıf yanı mutlaka vardır.
Önemli olan bunu bilmek ve onun esiri olmamaktır.
Her problemin mantıklı bir çözümü mutlaka vardır.
Bu noktada ebeveynlere yönelik aşağıdaki öneriler sıralanabilir;
İyi bir ebeveyn-çocuk ilişkisi inşa ederek işe başlayın.
Çocuklarınıza ihtimam gösterdiğinizi ve ne yaptıklarıyla ilgilendiğinizi gösterin.
Çocuklarınızı dinleyip onlarla konuşun, iletişim kanallarınızı açık tutun. Ne söylediklerine önem verin.
Çocuklarınıza her yaşta yerine getirebileceği sorumlulukları olduğu noktasından hareketle sorumluluk verin.
Dikkat : Uyuşturudan ölen kişiler hep genç... Yaşamda Uyuşturucuya yer yok.....